ARZU

 Balkonda küçük televizyon ekranının içinden doğruldu, göbeğini sıvazladı. Bir sigara yaktı ateş böcekleri atan manyetolu  çakmakla.  Kediler bahçe duvarlarının üzerinde birikmiş yemleyici kızı gözlüyorlardı. Kız  yaklaşıyordu. 


Giriş kattaki yaşlı kadın evde değildi. Eğer evde olsaydı kedileri beslemeye gelen kızı görür görmez bağırmaya başlar apartmanı ayağa kaldırır tüm pencerelerden başları dışarı çıkartır en az yarım saat sürecek "burda hayvan istemiyorum bunlara yemek vermeyin!" repliğini atardı. Ardından; pirelerin, kenelerin ve farelerin apartımanı istila edeceğini, kedileri belediyecilere toplatacağını bir bir dişsiz ağzından tükürüp atardı. Karşı bloktan karşıt sesler gelirdi. Genç kız hiç ses çıkarmadan mama paketlerini boşaltır su dalgası kedi kuyruklarını dizlerine dolar akışkan  cırıltılı kedileri okşayıp uzaklaşırdı gün biterken. Onun sessizce gidişi karşısında alt kattaki kadın "evlen çocuk doğur, kedi köpekle oynama!" diye haykırırdı arkasından.  Üst kattaki adam yaklaşan kıza bakıyordu oturduğu sandalyede.  Birkaç gün önce kızı  pastanede görmüş tıpkı bir müşteri gibi dalıvermişti içeri. Sokulmuştu. "Kedileri besliyorsunuz" demişti.  Genç kız onun çökkün yüzünden gözlerini kaçırmış evet demişti sadece. Tezgahtarın uzattığı pakedi aceleyle alıp çıkmıştı. Konuşmaya ya da göz göze gelmeye tenezzül etmemişti demek. Ona gününü gösterecekti adam.  
Kız  bahçenin ucundaydı elinde ipeksi poşetler vardı. Çömelmişti; Porselen bacakları belirmişti ipeksi eteği sıyrılınca.  İpeksi saçlar ipeksi kumaşlar. Adam çipil gözlerini ayırmadı.  Bacakları dedi kendi kendine, çöp kamyonu zıngırtıları arasında açılan metal kapakların sokağı yankılatan sesi; minübüslerle karınca gibi sokaklara üşüşen insanların uğultusuyla onlarca kedi yavrusu şimdi açlıkla kızın etrafında döneniyordu. Bu kalabalık manzarayı kovmak istedi zihninden, gözlerini kapayıp fermuarın altındaki deride  yakaladı bahçedeki genç kızı.  Bacaklarının arasına girdi saçlarını  yoldu, zamanın kapısını kırdı olduğu yerde;  yuvarlak kalçalarla ak gerdan kırılıp dökülüverdiler hoyrat ellerinde un ufak oldular. Toza dönüştüler. Ardından ellerini kenetleyip boğdu  hayal tozu son kertede.  Ürpertiyle gözlerini araladı adam,   kız gitmişti. Pencere önünde duran bezle silip attı derisinden günahı.  Gözleri koşuşan  kedilerde dolaştı dişlerini sıktı.   Zehirli salam parçalarını dolaptan çıkardı, sigara yanıp  bitmişti tortulanmış tabakta.     

N.E.

3 eylül 2021

Yorumlar

Popüler Yayınlar