Maymun Çocuk' un Öyküsü

O gece dolunay vardı. Dünya yüzeyine ayak bastı Maymun Çocuk. Tam olarak ayak bastı, çünkü normal doğan diğer maymunlar gibi önce başı sonra omuzlarıyla itilmemişti dünyaya. Hatta kesinlikle itilmemişti. Tamamen kendi çabasıyla çıkmıştı. Ve boynuna dolanan kordonu uzun tırnaklarıyla yırtarak yaşama tutundu soğuk gecede. Kucağa tırmandı ve birkaç damla süt emdi ilk dakikalarında. Boynuna sarıldı, onu sarstı. Dişi, kıpırtısızdı. Bu ilk ve son yakınlıklarıydı. O anki çığlığı yıllar sonra aynı hatırayla yaşama gözlerini yumarken yine attı Maymun Çocuk.  Öksüz kalan tuhaf yaratığa karşı babası da ilgisizdi. Vaktini dişilerle geçirmekten yorgun düşünce bir ağacın tepesine tünüyor saatlerce orda kalıyordu. Hayvanat bahçesinin damızlık şempanzesiydi ve sürekli yorgun oluyordu. Maymun Çocuk, her ne kadar babasına yaklaşmak istese de daha ilk karşılaşmalarında dışlanmıştı. Sürüdeki dişiler de onu kollamıyorlar, mütemadiyen kovalıyorlardı. Sebebi tam olarak hiçbirine benzememesiydi. Vaktini çoğunlukla hayvanat bahçesinin peysajını düzenleyerek geçiriyor, çim biçme makinesiyle koşuyor, gölde yıkanıyor diğer primatlarla bir arada olmaktan olabildiğince kaçınıyor ve günden güne küskünleşiyordu. Sanırım bunun başlıca sebebi hem yaşadığı bunalım hem de dövüşmekten haz etmemesiydi. Gerçi çok güçlüydü, ona saldıran maymun çetesiyle baş edebilecek kadar çevikti fakat birkaç muz ve yer fıstığı için hiçbiriyle dövüşmek istemiyordu. Onunla beş yıl boyunca ilgilenen veterinerler artık yeterince büyüdüğüne ve ruh sağlığı için diğer maymunlarla bir arada yaşaması gerektiğine karar verdiler. Odasını yeni doğmuş bir pandaya vereceklerdi. İşte o gün konuştu Maymun Çocuk. "Beni, bit ayıklamaktan ve dövüşmekten başka hiçbir şey bilmeyen maymunların yanına kapatamazsınız!"

"BUNA HAKKINIZ YOK!" 

Bu ani gelişme herkesi sarstı, ardından hayvanat bahçesi müdürünü harekete geçirdi. Akıl almaz bir mucize, dedi Müdür. Özellikle hayvanat bahçesinin imajını değiştirecek, işleri düzeltecek bir sürprizdi bu. Tuhaf hayvan konuşmuştu ve kimbilir başka ne yetenekleri vardı? Haber hızla birkaç gazeteciyle paylaşıldı. Ardından hayvanat bahçesinin girişindeki en iyi kafes hazırlandı. Maymun Çocuk kafese girmek istemeyince kaliteli hamaklar, geniş bir şelale, yemek masasıyla sandalyeler, rahatsız edilmek istemediği zamanlar için ses geçirmez pencereler ve güneşlik paravanlar alıp yerleştirdiler birkaç gün içinde. Maymun Çocuk' u merak eden bilim adamları ve eğitim psikologları hayvanat bahçesine gelip gitmeye başladıklarında Maymun Çocuk' la konuşmak ve onu yakından incelemek isteyen herkes kapıda kuyruklar oluşturuyor; hayvanat bahçesinin kasası darphane gibi parayla doluyordu. Evet, dedi Müdür çalışanlara. "Yeni kafesler alınmalı ve sirkten kurtarılan birkaç aslan hemen maymunun yanına konulmalı" tez elden. 

*

Maymun Çocuk günden güne büyüyor bedeni gibi yetenekleri de biçimleniyordu. Okuma yazmayı kısa sürede öğrenmiş eğitim psikologlarının kendisi için hazırladığı sınavları başarıyla geçmişti. Matematiğe ilgisizdi ama edebiyat onu heyecanlandırıyor bir sürü sorular sormasına ve kitaplar okumasına neden oluyordu. Derslerden arta kalan zamanlarda hayvanat bahçesinin müdavimlerine görünüyor kendisine öğretildiği şekilde el sallıyor Merhabaaa diyerek gülümsüyordu kafesin içinde. Fotoğraflarını çekenlerin, videosunu internete yükleyenlerin sorularına cevap veriyor ona getirilen yiyecekleri giysileri ve oyuncakları kabul ediyordu. 

*

Geceleri suyun yansımasında kendini izliyordu. Gözleri küçüktü, kulakları kepçeydi, bedeni kılsızdı. Omuzları da yok denecek kadar tuhafçaydı. Ama yine de bir maymuna benzemiyordu artık. İnsanlara ise hiç benzemiyordu. Onlar sürekli hareket halindeydiler. İki ayak üzerinde yürüyorlar hayvanat bahçesine gelip gidiyorlardı. Evleri, aileleri, arkadaşları vardı. Ellerinde cep telefonları vardı. Sabaha kadar düşündü ve yemeğini getiren kişiye "Cep telefonu istiyorum" deyiverdi birden. 

" Kameralı bir cep telefonu istiyorum ben. "

Hizmetli bu tuhaf isteği veterinere, veteriner de bu haberi psikoloğa bildirdi. "Olmaz" dedi psikolog. Onun gelişimine katkısı olmaz. Hem ne yapacakmış cep telefonuyla? Gelsin de konuşalım. 

*

Maymun Çocuk psikoloğun her işe burnunu sokmasından nefret ediyordu. Böyle bir karşılık vereceğini tahmin etmişti. Büyük ihtimalle insanların da yaşamına sürekli müdahale eden onların ne yapıp ne edeceğine karar veren sürü lideri gibi bir şeydi. Üste para da alıyordu. Babası da bir sürü lideriydi sonuçta. Ama babası ona hiç karışmıyordu, geri zekalı bir maymun olsa da o anlık sempatik göründü ağaçta dinlenen babası. 

Cep telefonu haberleşmek içindir diye başladı psikolog.  " İnsanların numaraları vardır tuşlayıp konuşurlar. Sen kimi arayacaksın bakalım"  diyerek güldü birden. Maymun Çocuk öfkesine hakim oldu. 

"Gel seninle yerleri değişelim" dedi

"Sen kafeste yaşa. Her gün seni

Maymun Çocuk öfkesine hakim oldu. 

"Gel seninle yerleri değişelim" dedi

"Sen kafeste yaşa. Her gün seni görmeye gelsinler. Ben de senin masanda oturup senin nasıl yaşayacağına karar vereyim."

Psikolog poker yüzü takındı, ancak gözünün seğirmesine mani olamadı. 

"Susuyorsun çünkü bir Maymun Çocuk' a söyleyebileceğin tek şey insanların nasıl yaşadıkları ya da nasıl olması gerektiği. Ben burda doğdum ve burdan çıkmama izin yok. Diğer maymunlar beni sevmiyor, ben de onları sevmiyorum. İnsanlar beni sever görünüyorlar ama gerçekte benimle ilgilenmiyorlar bile. Onlar sadece bir ucubeye bakmanın zevkine varıyorlar bunun için para ödüyorlar ve hayvanat bahçesi benim sayemde para kazanıyor. Ben olmasam hepiniz birer hiçsiniz anladın mı!"

" Peki bir ormanda doğmuş olsaydın nasıl hayatta kalabilecektin? Bu halinle yani. Hiç düşündün mü bunu? "

" İnsanoğlu beni fark eder doğamdan koparırdı yine. Belki beni özgür bırakacak insanlara denk gelirdim. "

" Seni sevmediğimizi mi zannediyorsun? "

" Senin gibilerin sevgisi koşulludur, sadece size hizmet edeni seversiniz. "

"Kendini sevilmez mi buluyorsun? "


"Bu saçmalıkları bırak, kameralı internetli bir telefon istiyorum. Kullanma kılavuzunu da gönder"  dedi Maymun Çocuk. Psikolog birkaç gün diretti. Ancak Maymun Çocuk' un yemeği reddetmesi, ziyaretçilere sırtını dönmesi hamakta kitap okuması karşısında isyan etti Müdür. Müşteriler memnuniyetsizdi. Maymun Çocuk'a iyi bakılmadığı dedikodularını çıkarmışlardı. Son model bir cep telefonu kutu içinde teslim edildi sonunda. Yeni açılan Facebook, İnstagram, Twitter ve Youtube hesapları kamuoyuna duyuruldu. Dakikalar içinde dünyanın dört bir yanından yüzbinlerce takipçi tarafından eklendi Maymun Çocuk. Ekranda kalpler göz kırpan emojiler açılıp kapanıyordu sürekli. 

*

“Her kimsek o olalım,

Eşsiz bir biçimde kusurlu.

Vahşi bitkiler 

Fışkıran yabani otlar gibi 

Kullanışsız ve vazgeçilmez

Mükemmelikten azad edilmiş.”

Şiir: Margo Fuchs Knill



Maymun Çocuk' un ilk paylaşımı adı az bilinen bir şairden olurken hemen canlı yayına başladı.   "Benim kimsem yok. Bu kafeste geçecek ömrüm.  Siz insanlar özgürsünüz,  neden sürekli internettesiniz? Bunu anlayamıyorum. "

Hayvansever dernekleri saniyeler içinde Maymun Çocuk' un videosunu paylaştılar. Onun bir hayvan olmadığını olsa bile hiçbir canlının yalnızlığa ve esarete terk edilemeyeceğini yazıp durdular. Sabaha karşı hayvanat bahçesinin önünde toplanan kalabalık Maymun Çoçuk için bildirgeler okudu. Özgürlük diyerek sloganlarını attılar. Onu evlat edinmek isteyenler, koruyucu aile olmak için başvuracak kişiler birer adım öne çıktılar. 

Maymun Çocuk kafesin demirlerine tutundu, göz yaşlarına engel olamıyordu. Onu kendi çocukları gibi görecek insanlar vardı. Onu evlerine götürecekler, ona bir insan gibi yaşama hakkı tanıyacaklardı. Yaşamında ilk kez bir kurtuluş umudu bulmuştu ki polisler dağılmayan eylemcilere göz yaşartıcı bombalar savurdular. Davul sesleri kesildi acı duman hayvanat bahçesini sarıyorken.

*

2. Kısım

*

Öykücü bir öksürük krizine girince ara verdi anlatısına. Bu esnada alkışlayanlar oldu. Kimileri gitmemiz gerek diye selamladılar onu. "Alkolik moruk "  deyip baş parmağını havaya kaldırdı gençlerden biri. Kıkırdadı. Diğeri omuz silkti. " Bu zırvaları nereden buluyorsun" diye sordu Öykücü' ye. 

"ZIRVALIK DİYE BİR ŞEY YOKTUR KAKALAKLAR... İnsanoğlunun olduğu yerde her şey mümkün. HADİ, PAMUK ELLER CEBE !"

"Moruk yolsuzuz valla. Moraller de sıfır, o yüzden uğradık. "

" Dionysos bekliyor. Sökülün paraları." 

"Billa yok. Olsa dükkan senin. Al şu bozukları " deyip beşer onar kuruşlukluk metalleri şapkanın içine bıraktı birkaçı. Merdivenlere doğru ilerlediler. Şapka topluluğun içinde dolaştı; buruşuk banknotlar, gülüşmeler döküldü içine. Küflü bayat havayı göğsüne doldurdu Öykücü. Boğazını temizledi. Aktarma metrosundan inen yeni yolcular, çevresinde birikirken titrek elleriyle uzun beyaz saçlarını düzeltti. Cömertliğiniz için minnettarım, dedi. 

"Maymun Çocuk' un başına gelenlere şimdi geri dönelim. "

*

Eylemciler coplanırken canlı yayındaydı Maymun Çocuk. Kamerayı kendine çevirdi. Gözlerini açamaz durumdaydı adeta bir asit yağmuru boşalıyordu yanan gözlerinden. 

" Burdan kurtulamayacaksam ölmeyi tercih edeceğim" deyip yayını kesti. Bekleyecekti. Dayanabildiği kadar dayanacaktı. Mutlaka bir kurtuluş umudu olmalıydı. Bir saatin sonunda telefon hattı kullanıma kapatıldı. Yakıcı gazın tesir ettiği ıslak gözler bitimsiz göz yaşlarıyla umutsuzluk içinde yerde ya da ufukta sabit bir noktaya bakıyorlardı artık. Günler hızla gelip geçiyor ziyaretçiler onu kurtaracaklarını bunun bir yolunu aradıklarını ümitsizliğe düşmemesini söyleyip duruyorlardı. Maymun Çocuk eğer onları seçecek olursa, ailelerine katılmayı kabul ederse bir kız ya da erkek kardeşi olacak çocuklar şimdiden onunla tanışmaya geliyor sorular soruyorlardı. Nasıl bir oda vereceklerdi, duvarlara hangi şarkıcıların posterlerini asacaklardı? Şehrin hangi yakasında yaşıyorlardı, ona ne tür bir yaşam vaad ediyorlardı? İşte geleceğini tasarlayan ailesi olmak isteyen kalabalık onun kadar heyecanlı ve sabırsızdı. Maymun Çocuk binbir hayale kapılıyor, kafesin kapısının açılacağı günü beklemek için dayanma gücü kazanıyordu. 

*

Koruyucu aile olma başvurularına red cevabı bildirildi umutlu bekleyişlerle dolu ayların sonunda. Hayvandan doğma bir hayvan yavrusuydu o, konuşuyor ve düşünebiliyor olması onu insan kılmıyordu bilim heyetinin imzaladığı raporlarda. Hatta onu yaratan genetik bilimci Profesör Teoman Es, yasalara göre birey olarak nitelenemeyeceğini, sahiplendirilemeyeceğini ve satılamayacağını deneyinin bir hata olduğunu üzüntüyle açıkladı. Gen kokteylinde maymun genleri baskın gelmişti. O hayvanat bahçesinin malıydı, dolayısıyla devletin tasarrufundaydı. Bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuru yapılırken Maymun Çocuk kafesinden çıkarılmış sakinleştiricilerle uyutulmuştu. Psikologlar bir süredir onu kameralardan izlerken birtakım değişimler fark etmişti. Maymun çocuk beklenmeyen bir biçimde agresifleşmişti, kafese girenlere vuruyor, yemek kaplarını çalışanlara fırlatıyor neredeyse hiçbir şey yemeden günlerini geçiriyordu. Daha da şaşırtıcı olanı ergenlik belirtileri barizdi. Sürecinin beş buçuk yaşında başlamış olması asla tahmin edemeyeceği bir durumdu. Araştırmacılar hormon testlerini teyit ettiler. Maymun Çocuk, Maymun Adam olma yolunda ilerliyordu.

" Bu minvalde bir an önce çiftleşip kendi klanını kurmalı" dedi Nörolog. "Aksi halde ne kendi türüne ne de insanlara uyum sağlayamayacaktır."   Psikolog da aynı görüşteydi. Müdür ise heyecandan çıldıracak gibi oldu. Konuşan maymunların artması ona göre bilimsel açıdan eşsiz bir alana dönüştürecekti hayvanat bahçesini. "Ne gerekiyorsa yapılacaktır" dedi gülümseyerek. 

*

Tel örgülerin çevresi dışarıyı göstermeyen duvarlarla çevriliydi. Maymun Çocuk, dişi maymunlarla dolu bir gözlem kafesine kapatıldığında kapıyı yumrukladı. O bağırdıkça ülkenin dört bir yanından getirilmiş şempanzeler tiz çığlıklar attılar. Dişiler tel örgülere tırmanıp etrafında toplandılar. Biri kafasına vurunca diğerleri de yaklaşıp hızla vurmaya başladılar. Birbirinin sırtına atlayanlarla hepsi saman yığınlarıyla kaplı zemine düştüler. Dahası dişi maymunlar ona düşman gözlerle bakıyorlar aralarında gizli bir dille anlaşıp birbirlerinin ardı sıra hücuma geçiyorlardı. Maymun Çocuk ilk tokadı yapıştırdı birine. Dişi karşılık verdi. Etraftakiler maymunlara özgüçılgın kahkahalarla sinir bozucu seslerini sürdürdüler. 

Vİ HİH Vİ HİH Vİ HİH A HAH A HAH A HAH...

*

Yer altı metrosundaki Öykücü sırtını kamburlaştırdı, omuzlarını gevşetip salladı kollarını. Yere doğru büktü bedenini. Dinleyicilerin üzerine hızlı bir hamle yaptı korkunç sesler çıkararak.

Vİ HİH Vİ HİH Vİ HİH A HAH A HAH A HAH...


Gözleri yuvalarından fırlamıştı, tıpkı bir maymun yerinden fırlayıp bankın üzerinde zıplamaya başladı. Güvenlikçi haykırdı: 

 " NE OLUYOR ORDA!"

"Sakin ol sersem " dedi Öykücü:  "Lanet olası dişi maymunları göstermeye çalışıyordum. "

"Anlatacaksan adam gibi anlat herkesi ürkütüyorsun deli herif !"

"Tamam be" dedi Öykücü. Kalabalığa dönüp yutkundu ve sağ elini kaldırdı. 

"Dinle Ahali. Bu öyküyü bir daha anlatmayacağım. İsteyen cep telefonuna kaydetsin isteyen internetten dinlesin. " Dişi maymunlar kafesin içinde dört ayak üzerinde zıplıyor sarmaşıklarla vahşice uçuyorlardı o gün. Her biri Maymun Çocuk' un üzerine sıçrıyor; yüzüne vuruyorlar sivri dişlerle ısırıyorlar ardından tel örgülere atlıyorlardı. Kimi iri kimi çelimsiz on beş dişi maymundular. Hiçbiri konuşmuyordu elbette. Sonunda Maymun Çocuk yerden kalktı. Duvarların arasından çıkmasının tek yolu vardı: Herkese patronun kim olduğunu göstermek. Sonuna kadar direnecekti. Üzerine atılan bir dişiyi boynundan yakaladı dişleriyle. Hayvanat bahçesini yırtan sese tüm hayvanlar kulak kesildiler. Ağzındaki kanı yere tükürdü Maymun Çocuk. Elindeki dişiyi topluluğa fırlatırken diğerleri sessizlik içinde kafesin diğer yanına çekildiler. Haftalarca Maymun Çocuk' a sataşmadılar. Zamanla ona yaklaşıp dans etmeye, top oynamaya, meyveler yemişler sunmaya başladılar. Gözlerini dikip saatlerce onu izliyorlar gülümsüyorlar, birbirlerinin bitlerini ayıklıyorlar, yorulunca sarılıp uyuyorlardı. Maymun Çocuk dişilere bakmıyor kafesin köşesine yığılı saman tepesinde yüzüstü yatıyor, zevkle eşiniyor kendini bir türlü durduramıyordu bazı günler. Yiine dişilerle çiftleşmek istemiyordu. Bir sabah kafesin kapısı açıldı ve içeri üç yetişkin erkek maymun bırakıldı. İçlerinden biri Maymun Çocuk' un biyolojik babasıydı. 

*

3. Kısım

*

Üç maymun kafese girer girmez devasa kollarıyla tırmandılar tel örgülere. Birbirlerinin ardı sıra kafesin tüm duvarlarında koşarak dönmeye başladılar. Burun delikleri hızla açılıp kapanıyor bakışları öfke saçıyordu. Maymun Çocuk ayağa kalktı. Kafesin içindeki gerilimi hissetti. Ne olacağını kavrayamıyordu. Kafesin içindeki küçük kabloları koparmaya başladı üç Maymun. Köşelerdeki kameraları devreden çıkarmışlardı. Maymun Çocuk kafeslerin içinde kablolar ve kameralar olduğunu anlamamıştı daha evvel. Bu maymunlar onun sandığı kadar aptal değillerdi. İkisi karşısına dikilirken " Sakın sesini çıkarma " dedi solundaki. " Hemen diz çök." Maymun Çocuk, konuşan iki maymunun sözlerini duyunca şaşkınlıktan dilini yutacaktı. Korkuyla yere çöktü. Babası bir masal devi gibi yükseldi önünde. " Uğursuz " dedi gözlerine bakarak. "Sen ki Kâhin Maymun' un yıllar önce bildirdiği uğursuzsun. Bir gün öz babanı öldüreceğin yazgımıza çizilmişti yıldızlarda. Sen ki ne bir maymunsun ne de bir insan. Doğuştan kimliksiz ve yurtsuzsun. Önce annenin ölümüne neden dun. Şimdi ise kader ağlarını ördü. Aynı kafesin içindeyiz. Sırrımızı açık ettiğin gün ölmeyi hak etmiştin.

" Ne sırrı" diye kekeledi Maymun Çocuk. Duydukları karşısında gözlerine yaşlar doldu. 


"Hepimiz konuşabiliyoruz. Krallığımın selameti için sustuk. Sen kendi bencilliğin için her şeyi istedin. Şimdi de özgürlüğünü istiyorsun. Ölerek özgür olabilirsin ve lanetini uzaklara götürebilirsin " dedi yüzüne ilk yumruğu atmadan önce. İki maymun ayaklarından tutup demirlere savurdular. Babası onu saman yığınlarının arasından çıkardı. Maymun Çocuk' u kafatası parçalanana kadar demirlere vurdu. Ardından leşini dişilerin önüne attı. Yiyin diye haykırdı. Kafesin kapısı açıldığında içeri dalsn üç güvenlikçi ellerindeki silahları ateşlediler. Üçü erkek, on yedi maymun zemine serilirken, Maymun Çocuk aceleyle sedyeye alındı. Başına dikkat edin diye bağıran veteriner olanlara inanamıyordu. Maymun Çocuk ' un o kafese girmesine asla izin vermemeliydi. Bir yolunu bulup onu çoktan çıkarmış olmalıydı ordan. Elleri titriyordu. Doğduğu ilk gün gözlerinin önünden geçti. Onu elleriyle beslemişti. Gök gürültüsünden ve rüzgardan korktuğu gecelerde, ağladığı günlerde göğsüne yaslamış, büyüdükçe onu hep uzaktan izlemişti. Şimdi ölüm onu çağırırken sevgiyi ve acıyı derinden duyumsadı. 

"Ne olur dayan Maymun Çocuk seni kurtaracağım "  diye fısıldadı. Kana boyandı kızıl güneş, karanlık bulutlar ufku kapladı. 

*

Nabzı hissedilmiyordu, soluğu duyulmuyordu. Ekg cihazında seyrek noktalar belirip sönmeye başladığında uzun saatler boyunca iç kanamayı durdurmaya çalıştılar. Kalp masajı adrenalin elektroşok birbirinin ardı sıra ameliyathanede koşuşan asistanlar. Umut bir nabız gibi yelkovanla akrebin üzerinde dolaştı. Kafatası kemiğinin işlevini yerine getirecek maden parçası hassas vidalarla tutturuldu. Maymun Çocuk' un başı kapatıldı. Otuz altı saat süren sabır ve bekleyişin ardından onu yoğun bakım odasına götürdüler. Günler geçiyordu. Ne kadar kısa sürede gözlerini açacaktı, ne zaman ayağa kalkabilecekti? Bu detayların önemi kalmamıştı. Hayatta kalması onu tanıyan herkesin tek dileğiydi. Asistanlardan biri Maymun Çocuk' un ameliyat görüntülerini internete sızdırmış, kafeste yaşananları ve korkunç olayın asıl sorumlularını anlatmıştı gözyaşları içinde. Onu diğerleri gibi yaşamaya zorladıklarını şimdi ölmek üzere olduğunu... Ve de Profesör Teoman Es' in korkunç deneylerinin bir parçası olduğunu. 

Asistanın açıklamalarıyla Maymun Çocuk' un morluklar içindeki kanlı yüzü, cansızca yatan bedeni dünyanın dört bir yanında yankı uyandırmıştı. Skandal haber infiale neden olduğunda bilim heyeti ile Müdür görevden alındılar. Bakanlık görevlisi, bilgileri dışında uygulanan kararların sonuçlarından dolayı suçluların görevden alındığını ve Maymun Çocuk' un yaşaması için herkesin dua etmesini söylediyse de tepkileri durduramadı. İnsanlar hayvanat bahçesindeki vahşeti kabullenemediler. Meydanlarda toplandılar. Hayvanat bahçesinin kapısına kilit vurmak zorunda kaldıklarında insanlar gece gündüz hiç ayrılmadan nöbet tutmaya başladılar cadde boyunca. 

*

4. Kısım

*

Günler hızla geçerken yatağın biçimini alan bedeni sızlıyor, kıpırdanıyor, eşeleniyordu. İki lokma yiyebilmeye, açık pencerelerden bakmaya başladıktan sonra birkaç adım atabildiği günler geldi sonra. Yatağı değiştirildi. Odası değiştirildi. Hayvanat bahçesinin geniş gezinti alanını izliyor günlerini sessizlik içinde geçiriyordu Maymun Çocuk. Onu gezintiye çıkardıklarında yürümek istemiyor bir köşeye oturuyor  sessizce bekliyordu. Aylar süren bekleyişten sonra kayboldu. Bir gece vakti Profesör Teoman, evinde ölü bulundu. Ne cinayet aleti ne de parmak izi yoktu dairesinde. Cinayet failinin Maymun Çocuk oldugu üzerine şüpheler belirse de yıllarca bulunamadı. Henüz altı yaşındaydı, nereye kaçabilir nerede saklanabilirdi? Bu işe kimse akıl sır erdiremedi. Hayvanat bahçesi tüm skandallardan sonra tekrar ziyarete açıldı. Dev bir yunus havuzu inşa edildi ve dans eden yunus balıkları Maymun Çocuk' un boşluğunu doldurdu. İnsanları bilirsiniz: Tuhaflıklar, eğlence ve algıda seçicilik, hafızadaki gereksiz verileri siler. 

*

Maymun Çocuk özgürlügüne kavuşmuştur ve onu bencilce duygularla yaratan profesörden intikamını almıştır belki de. Ama mutlu olmuş mudur, bunu tahmin edebilmemiz zor. Yine de diyelim ki o ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine...

*

Yer altı metrosundaki Öykücü, şapkasını başından çıkararak, onu merakla dinlemiş olan kalabalığın arasında dolaştırdı. Şapkadaki para tutamlarını ceplerine doldurmadan önce kadınların önünde reveransını yaparak nazikçe eğildi. Alnının üzerinde  beliren gümüşi ışıltı, yaklaşan metronun ışıkları önünde parladı. Başına maden şerit monte edilmiş beyaz saçlı kambur bir masal kahramanına benziyordu. O an, anlattığı öykünün onun yaşam öyküsü olduğunu ve konuşma arzusunun onu yeraltında yaşayan bir öykücüye dönüştürdüğünü üzüntüyle anladım. Ona yaklaştım, gözlerine baktım: " Bu öyküyü bir daha anlatmayın lütfen" dedim. Haklısın dedi,  havaya uzattıgı yumruğa kendi yumruğumu tokuşturdum zarifçe. Ardından kıkırdadık gizli bir sırrı paylaşır gibi. "Sana kalabileceğin bir ev bulabiliriz" dedimse de istemedi.


"Benim evim öykülerimdir, dedi, umarım sizinki de öyledir genç Bayan! " 


" Benim de öyle" dedim. O günden sonra ben de yeraltı metrosunda yaşamaya başladım. Öykülerimden küçük bir sedir yaptım,  sonra bir battaniye ördüm. Maymun Çocuk' un öyküsünü anlatan yaşlı Öykücü' ye her gün yemek götürdüm. O da bana kimseye anlatmadığı maceralarını anlattı. Onları size aktarmayacağım. Satırlarımızın sonuna gelirken, yolu yer altından geçen tüm öykücüleri, sevgiyle selamlıyoruz. Yaşam öykünüz gönlünüzce olsun sevgili okur. Mutluluk belki de budur, kimbilir!


Necla Engin

Yorumlar

Popüler Yayınlar