Bisiklet
Açılış günü cemaat namazını eda ederken bakanın ve yardımcılarının ayakkabıları camiden çalındı. İlerleyen günlerde vatandaşların ayakkabıları, caminin kristal avizeleri, ses sistemleri, gümüş levhaları, en son da ipek halıları çalındı. Bir tedbir olmak üzere önce camiye kamera sistemi yerleştirildi. Son model bir bilgisayarla, yeni halılar alındı. Ama bu sefer de hırsızlar kameraları ve bağlı bulunduğu bilgisayarı kablolarıyla söküp götürdüler. Şadırvanın ve helaların musluklarını da unutmamışlardı. Cemaatten bağış toplandı, çalınan malların yenileri alındı lâkin hırsızlar yılmadan alıp götürmeye devam ettiler.
Polis hırsızları ararken caminin yardımlaşma derneği üyeleri toplandı. Düşünüp taşındılar. Aralarından biri şu teklifi ortaya attı:
- Para toplayıp iki güvenlik görevlisi tutalım. Sabah akşam camide beklesinler.
- Kameralar çalındı, kilitli ayakkabı dolapları ertesi gün çalındı. Gece gündüz nöbet bekleyecek halimiz yok. Çalınan ayakkabılar yüzünden camiye kimse gelmez oldu. İki güvenlikçi tutarsak caminin itibarı artar. Halk diğer camilere gitmez buraya gelir.
-Öyle yapalım diyerek karara bağladılar.
İki güvenlikçi işe başladı. Biri sabah ezanında geliyor yatsıda çıkıyor diğeri yatsıda geliyor sabaha kadar bekliyordu.
İkinci gün imam sabah ezanını okuduktan sonra baktı ki güvenlikçi uyuyor. Caminin kapısı ve helaların mozaikleri yerlerinden sökülmüş, cemaati ayıran sırmalı perdelerin yerinde yeller esiyor.
Güvenlikçiyi yaka paça polise götürdüler. Uyuyakaldığı için kimseyi görmemiş hiçbir ses duymamıştı. Ben çalmadım dese de Bakan Bey' e hırsızı yakaladık diye bildirdiler hemen.
Fakat ertesi gün caminin kitapları çalındı. Caminin yardımlaşma derneği öğle vakti toplandı.
- Anlaşılan sayıları fazla, dedi içlerinden biri. Yapılacak şey, hırsızlara komisyon vererek hırsızlıktan vazgeçmelerini sağlamaktır.
- Evet, dedi diğeri. Girişe birkaç kasa koyalım. Üstlerine de yazalım. Ordan primlerini alsınlar. Mallarımıza dokunmasınlar.
- Tamam, dediler. Hırsızlar aralarında anlaşamazlarsa birbirlerine düşerler nasılsa. O zaman da hata yaparlar. Yakalamak kolaylaşır.
Küçük kasalar aldılar. Toplanan bağışlardan farklı miktarlarda paraları her gece yerleştirdiler kasalara. Bu esnada polis memurları Bakan Bey' in çalınan ayakkabılarını bulamadıkları için her gün fırça yiyorlardı. Bir sabah caminin dev avizesini elektrikçinin vitrininde gördüler. Polisin gözünden hiçbir şey kaçmaz, dedi biri, utanmadın mı caminin avizesini çalıp vitrine asmaya?
Elektrikçi kısa boylu çelimsiz bir adamdı, rüzgar esse savrulacak denli sıskaydı. Eminönü' nden aldım diyordu. İndirim için fatura kestirmedim. Hem benim bu avizeyi kaldırıp taşıyacak gücüm kuvvetim yoktur. Camiyi soyanlar kalabalık ve güçlü kimseler olmalılar.
- İşte ağzından kaçırdın dedi polis. Sen bizi aptal mı zannediyorsun? Ortakların kimler çabuk söyle!
- Ben hırsız değilim otuz yıldır esnafım, diye bağırdı adam.
Elektrikçiyi polislerin götürdüğünü duyan çilingir koşarak karakola girdi.
-Efendim, dedi. Ben kırk yıldır esnafım, elektrikçiyi tanırım, o harama el uzatmaz. Bizler namusuyla para kazanan insanlarız.
- Demek ortaksınız, dedi polis. Başka kimler var yanınızda? Bakan' ın ayakkabıları nerede? Koskoca camiyi soymak için epey kalabalık olmanız gerekir.
- Aman efendim ne diyorsunuz, diyerek şaşıran çilingiri de nezarete kapattılar. Güvenlikçi, Elektrikçi ve Çilingir, Bakanın ayakkabıları nerede sorusuna cevap verememiş, nezarette oturadururlarken,
polis memuru komiserin huzuruna çıktı.
-Hırsızları yakaladık efendim, dedi.
Ayakkabıların yerini söylemediler ama avizeyi ve ortakları bulduk.
Komiser ahizeyi kaldırırken -Çıkarken kapıyı ört, dedi memura. Omuzlarını dikleştirdi.
- Alo Amirim. Bakan Bey' in ayakkabılarını bulamadık ama üç hırsızı yakaladık. Bilginize arz ederim, dedi.
Hırsızların yakalandığı haberini iki hafta içinde duymayan kalmadı. Başlarda herkes şaşırsa da cemaat toplanmaya saflar sıklaşmaya başlamıştı. İmam, boş cami doldukça aşka geliyor kul hakkı yiyenler için, açgözlü hırsızlar ve cehennemlik kullar için vaazlar verirken coşuyor, içli sesi dinleyenleri gözyaşlarına boğuyor, iki rekat nafile namazı ekletiyor, hüsna üzere tespih çektiriyordu. Camiye akan insan seli günden güne artıyordu. İmamın vaazları hakkında anlatılanlar Bakan' ın kulağına kadar gitti. Kıymetli ayakkabıları bulunamamıştı ama hemşehrisi imamın vaazını dinlemeyi pek istediğinden camiye ikinci kez teşrif etti. Yatsı namazını imama uyarak kılan Bakan otoparktaki otomobilinin çalındığını öğrenince öfkesinden deliye döndü.Cemaat avluya döküldü. Hiçbirinin ayakkabıları yoktu. Civardaki pek çok esnaf sorgu için karakola götürüldüler. Hepsine çalınan otomobil, imamın bisikleti ve ayakkabılar soruldu. Bilmiyoruz dediler. Namazlarını evlerinde kılmışlardı. Hepsi şüpheli olarak nezarete kapatıldılar.
-Hırsızlar organize bir örgüt olmalı Amirim, dedi genç polis. Otomobili bulamadık ama hırsızların çoğunu yakaladık sayılır.
İmam -Bisikletim bisikletim, diyerek sayıkladı hüzünle. Elini dizine vurdu başını eğerek.
Son
Necla Engin
Bu sitedeki içeriklerin/eserlerin her türlü telif hakkı Necla Engin’e aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.Uymayanlar hakkında gerekli yasal işlem yapılacaktır.''
Kaleminize sağlık. Harika diyaloglar ve harika bir hikâye. 😊
YanıtlaSil🎈Teşekkürler.
Sil